Yazı nedir?

Belli işaret ve işaret sistemlerinden yararlanarak insanların meydana getirdikleri bir ifade tarzıdır. İnsan topluluğunun ortak buluşu sayılır.

Binlerce yıl süren gelişmeden sonra bugünkü şeklini alabilmiştir. Yazı ihtiyacı Yontma Taş devrinde kendisini hissettirmiş, insanlar önce resimlerle yazılı ifade yolları aramışlardır. İlk sayılar da iplere vurulan düğümler, ağaçlara çekilen çentiklerle gösterilmiştir. İnsan bilgisi genişledikçe, soyut şeylerin ifadesi zarureti de kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Tarihte resim - yazıların önce Mısır, Sümer, Asur ve Kaidelilerde geliştiği görülür.

En tipik örneği de Mısır Hiyeroglifidir. Önce taşlara, sonra tahtaya, daha sonra da papirüs denen bir cins bitkinin yaprağından yapılmış kağıtlara çizilmiştir. Bu gelişme önce «hiyeratik» sonra daha da sadeleştirilmesi İle «demotik» yazı türünü meydana getirmiştir. Sümerlerde ise gelişme çivi yazısı ile olmuştur. Resim-yazının gelişmesinde en büyük rolü Çinliler oynamışlar, kavramlar için harf yerine şekil kabul edilmiş, fakat Çin alfabesi daha sonra ilerlemediği için, bugün çok zor bir yazı olarak kalmıştır.

Resim - yazı ve şekil - yazının da yetersiz kalması, alfabenin doğmasına yol açmıştır. Kelimeleri vücuda getiren her sesin ayrı bir işaretle gösterilmesi sonucu, «fanatik yazı - ses yazı» doğmuştur. Bunun da «hece yazısı» ve «harf yazısı» olmak üzere iki türü vardır. Birinci türün en köklü örneği Sanskritçe ile belirli bir ölçüde Çince ve Japoncadır. İkinci türde her ses ayrı bir işaretle belirtilir. Türkler de dahil birçok ülke bugün alfabe yazısını kullanmaktadır.

Bu yazı da ilk defa Fenikeliler tarafından meydana getirilmiştir. M.Ö. 20-15. yüzyıllarda düzenlenmiştir. Daha sonra İyonya ve Yunanistan'a geçmiş, sesli harflerin de katılması İle daha kolaylaştırılmıştır. Yunan alfabesi Roma tarafından da benimsenip geliştirilmiş ve ortaya Latin alfabesi çıkmıştır. Bugün dünyada mevcut 100'den fazla alfabe içinde Latinceden sonra önemli olanlar, Çin - Japon, Arap, Rus, İsrail, Ermeni, Habeş alfabeleridir. Türkler de tarihleri boyunca Göktürk, Uygur ve Arap harflerini kullanmışlar, 1928'de yapılan harf inkılabı ile Latin alfabesinin uygulanmasına başlanmıştır.

Yazı sözcüğü, sözü çizgilerle gösterme sistemi anlamında düşünülürse en eski yazı örnekleri insanla birlikte başlar. En ilkel toplumlar bile sesten başka anlaşma yöntemlerine gerek duymuşlardır. Yazı öncesi toplumlarda insanın konuşma dilinden başka birçok iletişim tekniğinden de yararlandığı biliniyor. İşaret ve resimler, haberleşme simgesi olarak kullanılan belli nesneler, düğümler anlaşma için başvurulan seçeneklerden bazılarıdır.

İncelemelere bakılarak, en eski insan topluluklarının bu seçeneklerin hepsini kullandıkları varsayılabilir. Kuşkusuz bunların kullanımı ve geliştirilmesi, insanoğlunun doğal çevresi ile olan ilişkisinin ve yarattığı toplumsal çevrenin düzeyi ile ilgilidir. Örneğin; düğüm atarak hesap yapma, hesabı tutulacak alışveriş ilişkilerinin olmasını gerektirir. Figür öncesi şekillerden stilize resimlere doğru bir çizim/resim geleneğini yaratanlar, resim kökenli ilk yazı biçimlerine hazırlık aşamasını oluştururlar.

Bugün kullanılan yazının ataları olan hiyeroglif yazının ve çivi yazısının kökleri çok eski dönemlere paleolitik çağlara uzanır. Duygu ve düşüncelerin sözcüklerle ve kavramlarla ifade edilebilecek şekilde kayıt edilmesi biçimindeki yazı, M.Ö. 3000'lere doğru Mezopotamya'da hemen sonra da Mısır'da ortaya çıkar. Yazı, yalnızca bir iletişim aracı olarak değil, insanın simgesel düşüncesinin ulaştığı bir dönüm noktası olarak da insanoğlunun kültürel değişme sürecinde uzun bir arayışın, denemenin ve birikimin sonucudur. Yazının tarihi, kültür tarihi gibi tarih öncesi çağların derinliklerindedir.

Yazı, tarih boyunca kullanılış şekillerine göre birçok sınıfa ayrılır. Bunlar resimlerle ifade (ikonografi); konuyu seri haldeki resimlerle anlatan (ideografi); kısmen resim, kısmen fonetik ifade (analitik sistem); sesin grafik şeklini ifade eden yazı(fonetik sistem); hecelerin ayrı ayrı sembollerle ifadesi (heceleme) ve sesli sessiz 20-40 harften meydana gelen (alfabe) yazılarıdır.

Türkler bugüne kadar çeşitli yazıları kullanmışlardır. Bunlar sırası ile Göktürk, Uygur, Arap ve Latin alfabeleridir. Türkler İslamiyeti kabul ettikten sonra 10. yüzyıldan, 20. asra kadar Arap alfabesini kabul etmişlerdir. Bütün ilim eserleri Arapça yazıldığı için Arapça ilim lisanı olmuş ve yazılar bu dilde yazılmıştır. Önce devletin yazısı Uygur yazısıyken daha sonraları devletin resmi yazışma dilinin de Arapça olmuştur.

Uzun seneler Arapça ve Uygurca yazılar birlikte kullanılarak nesillerin örf ve adetlerinin, teknik ve bilgilerininin birbirlerine intikali sağlanmıştır. Türkler Arap alfabesini kendilerine mal edercesine kabul ederek kullanmışlar ve hat denilen bir yazı sanatı meydana çıkarmışlardır (bkz. Hat). Hat sanatı ile yazılmış binlerce yazı kitaplarda, tablolar halinde binalarda mevcuttur. Bin seneyi aşkın Türk tarihi Arap harfleriyle yazılı ve arşivlerde saklıdır. Arap alfabesiyle yazılan yazı sağdan sola doğrudur. Latin alfabesinde yazı soldan sağa; Çin ve Japon alfabesinde yukarıdan aşağıya doğrudur.

Sözlükte "yazı" ne demek?

1. Düşüncenin belli imlerle saptanması, yazmak eylemi; herhangi bir harf düzeninde biçim ve sanat bakımından özellik gösteren tür.
2. Düşünceyi saptamaya yarayan imler düzeni, alfabe; herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü.
3. Harfleri yazma biçimi; anlam, sanat ya da biçim bakımından yazılan şey, makale.

Yazı kelimesinin ingilizcesi

adj. clerical, scriptural, writing
n. article, contribution, inscription, lettering, Scripture, writing

Son eklenenler

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç